"DEMOKRATİK POLİSLİK" VE İNSAN HAKLARI KİTABI BASILDI

            Fakültemiz Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Ali Kuyaksi’in “Demokratik Polislik ve İnsan Hakları” isimli kitabının ikinci baskısı yapılmıştır. Birinci Baskısı Mart 2017’de Hukuk Yayınları tarafından yapılan kitabın ikinci baskısı da aynı yayınevi tarafından Eylül 2020’de gerçekleştirilmiştir.

 

         İnsan hakları ile ilgili güncel gelişmelerin de değerlendirildiği 2. Baskıya Önsöz’den bir kısım paragraflar aşağıda sunulmuştur:

 

          “Demokratik Polislik ve İnsan Hakları” isimli bu çalışmamızın birinci baskısı Mart 2017 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Birinci baskıda belirtildiği gibi, bu çalışma ile öncelikle, güvenlik güçlerimizin, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda bilinçlenmelerine katkıda bulunmak hedeflenmiştir. Bunun yanında aynı konularda bilgilenmek isteyen genel okuyucu kitlesine de haklarını bilme ve sahip çıkma açısından faydalı olacaktır.

                                           

          Ülkemizde, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü açısından en önemli halk hareketi ve direnişi olarak 15 Temmuz 2016 tarihini söyleye biliriz. Anayasa Hukukunun gelişimini inceleyen kitaplar içerisinde yer alan Sened-i İttifak, Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı, Birinci Meşrutiyet, İkinci Meşrutiyet ve diğer anayasal gelişmeler ile mukayese edildiğinde 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimine karşı halkımızın verdiği tepki tamamen farklıdır. Diğer gelişmelerde, hep dışarının baskısı ve dışarı ile beraber hareket eden iç güçlerin etkisi hep hissedilmiş ve görülmüştür. Halktan ziyade, halkı temsil ettiklerini söyleyen elit bürokrasi ile aynı amaçta birleşen baskı gruplarının etkileri belirleyici olmuştur.

 

          15 Temmuz 2016 Darbe Girişimine karşı halkımızın verdiği tepkinin değerlendirmesini yapmak için bir karşılaştırma yapılacak ise bize göre bu 1789 tarihli Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi’nin hazırlanmasına sebep olan Fransız İhtilalidir. Fransız İhtilalinden “Fransız İnsan ve Vatandaş Hakları Bildirgesi” ülkede ilan edildikten sonra 21 Eylül 1792'de “Cumhuriyet” yönetimine geçilmiştir. İşte milletimiz o gece, topyekûn varlığına yönelen dış bağlantılı, esaslı FETÖ tehdidi bertaraf etme yönünde tarihi bir adım atmıştır. FETÖ'cü hainlere göğüs geren kahraman halkımız, darbe girişimini bastırdı. 251 vatandaşımız şehit olurken, 2 bin 734 kişi de yaralanarak gazi olmuştur. Türkiye’de Darbe girişiminin bastırılmasından sonra “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ne geçilmiştir.

 

         İnsan hakları ve özgürlükleri bakımından önemli bir konu da sıkıyönetim ve Olağanüstü Hal’dir. Sıkıyönetim 2017 Türkiye anayasa değişikliği referandumuyla Anayasa'dan çıkarılmış, 31 Temmuz 2018 yayımlanan Resmî Gazete'de Sıkıyönetim Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. 20 Temmuz 2016'da Türkiye askerî darbe girişimi sonrasında Türkiye genelinde 3 ay süreyle olağanüstü hâl ilân edildi. 21 Temmuz 2016 saat 01.00 itibarıyla olağanüstü hâlin geçerli olması mecliste 115'e karşı 346 oyla kabul edildi. 20 Temmuz 2016'da ilan edilip, 7 kez uzatılan olağanüstü hâl uygulaması iki yılın ardından 18 Temmuz 2018'de tamamen kaldırıldı.

 

          Devletimizin, kırk yıldan fazla bir şekilde gizliliğe riayet etmiş, kendi tabiriyle “devletin kılcal damarlarına girmiş” bir örgütle mücadele etmektedir. Elbette bu mücadele sırasında yanlış bilgilendirme ve yönlendirmelerden dolayı bazı masum vatandaşlarımız da zarar görmüştür. Özellikle varlığını devlet kurumlarında hala sürdüren kripto FETÖ’cüler mağdur kitlenin çoğalarak, halkın devletten ve hükümetten soğuması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bunun olduğunu, hala devlet kurumlarında varlığını sürdürenlere karşı devletimizin yaptığı başarılı operasyon haberlerinden anlamaktayız.

 

          Mağdur kitlenin çoğaltılması ve açılan davaların çokluğu karşısında adalet sistemi de mümkün olan en adaletli kararı vermeye çalışmaktadır. Bu da ister istemez belli zaman almaktadır.  Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Üsküdar Belediyesi, Marmara Üniversitesi ve 15 Temmuz Derneği ortaklığında hazırlanan IV. Uluslararası 15 Temmuz Sempozyumu'nun açılışında yargılanmalardaki durum hakkında bilgi vermiştir. Örgütün operasyonel gücü ve stratejik mevzilerinin belki de en önemlisinin pek çok köşesini ele geçirdikleri yargı teşkilatı olduğuna değinen Gül, şunları söyledi:

 

          "Ancak onların bu teşkilat içinden bütünüyle söküp atmaya muvaffak olamadıkları milli ve vatansever unsurlar yine bu mücadeleyi omuzlayan kahramanlar oldular. Bu yönüyle 15 Temmuz, aynı zamanda Türk yargısının alnının akıyla çıktığı büyük sınavlarından biri olmuştur. Darbeler Türk yargısını, vesayet merkezlerinin kondisyon alanına dönüştürmüştü. Tarihimizde ilk kez Türk yargısı bu rolü reddetmiştir. 15 Temmuz kalkışmasının ilk dakikalarından itibaren hızla harekete geçmiş, cesaretle darbecilerin üstüne gitmiştir. Derhal soruşturmalar açılmış, gözaltı kararları verilmiştir. Kalkışmanın asli failleri, yani o gece kalkışmaya eylemli olarak katılan FETÖ'nün silahlı ve sivil unsurları hakkındaki yargılamalar kesin hüküm yolunda hızla ilerlemektedir. Yargı, 289 darbe davasından 275'inin ilk derece yargılamalarını sonuçlandırmış, bugüne kadar 2 bin 332'si müebbet ve ağırlaştırılmış müebbet olmak üzere 4 bin 130 sanığa hak ettikleri cezaları vermiştir."

          

          Ayrıca FETÖ dolayısıyla mağdur başka kesimler de bulunmaktadır. Bunlar; Kanun Hükmünde Kararnameler ile meslekten ihraç edilenler, bursu kesilen öğrenciler, rütbeleri alınan emekli güvenlik personeli, kapatılan kurum ile kuruluşlarda çalışan insanlardır. Devletimiz, bu durumlardan mağdur olanları ayırt etmek için OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu oluşturmuştur. Bu komisyon mağduriyetlerin bir an önce bitmesi için çalışmaktadır.

 

           03.07.2020 tarihi itibariyle Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu, kanun hükmünde kararname (KHK) ile bugüne kadar meslekten ihraç edilen ve kapatılan bazı kurum ve kuruluşlara ilişkin 126 bin 300 başvurudan 108 bin 200'ünü karara bağladı. Başvuruların 96 binini reddeden ve 12 bin 200'ünü ise kabul eden Komisyonda, 18 bin 100 müracaatın incelemesi ise sürüyor. Böylece Komisyon, karar vermeye başladığı tarihten itibaren geçen 30 aylık sürede başvuruların yüzde 85'ini sonuçlandırmış oldu.

 

          Komisyonun kabul kararıyla çok sayıda kişi mesleğine döndü. Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin başvuruları da değerlendiren Komisyon, aralarında dernek, vakıf, öğrenci yurdu, gazete ve televizyon kanalının da bulunduğu 60 kurum ve kuruluşun tekrar açılmasını kararlaştırdı.

 

          Kitabın ilk baskısına ilgi gösteren başta, güvenlik personellerine, akademisyenlere, öğrencilere ve konuya ilgi duyan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederim.  Akademik yayınlar konusunda bizleri devamlı teşvik eden Sayın Prof. Dr. M. Hakkı Alma Rektörüme ayrıca teşekkür ederim. Akademik ve idari görevlerimdeki çalışmalarımdan dolayı ihmal etmek zorunda kaldığım ailevi görevlerim dolayısıyla beni sabır ve anlayışla karşılayan eşim ve çocuklarıma, son olarak da, 2. Baskının gerçekleşmesinin her aşamasında katkısı olan ve gerekli kolaylığı gösteren Hukuk Yayınları ve ilgili tüm insanlara bir kez daha teşekkür ederim.

Doç. Dr. Ali KUYAKSİL

26.08.2020/IĞDIR

  • Yayımlama Tarihi: 08 Ekim,2020
Görüntülenme Sayısı: 158